6 Ocak 2009 Salı

Carlos 'El Virrey' Bianchi


Futbolculuk

Carlos Bianchi 26 Nisan 1949’da Buenos Aires’te orta sınıf bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Babası bir gazete bayiinde çalışan Carlos, 18 yaşında profesyonel futbol hayatına -renklerine aşık olduğu- Velez Sarsfield’te başladı. Mavi-Beyazlı takımla ilk maçı 23 Temmuz 1967’de Boca Juniors’a karşı olan Bianchi, 1968’de Velez’le ilk şampiyonluğunu yaşadıktan sonra 1970 ve 1971’de gol kralı olmayı başardı.


1973’te Fransa 1. Lig takımı Stade de Reims’e transfer olan Bianchi, gol yollarındaki kalitesini Fransızlar’a da gösterdi. 4 sezon kaldığı kulüpte 3 defa gol kralı olan Carlos, ( 1974: 30 gol, 1976: 34 gol, 1977: 28 gol ) 1977’de Paris Saint-Germain’e transfer oldu. Alışkanlık yapmış gol krallığı serisine devam eden Arjantinli, 1977-78 ve 1978-79 sezonlarında yine en skorer isim oldu. ( 37 ve 27 gol)


Bianchi, 1979-80 şampiyonasında Racing Club de Strasbourg formasını giydi ancak 8 gol atarak hayal kırıklığı yarattı. Sezon bitiminde altıgen ülkeyi terk eden 31 yaşındaki golcü, ilk takımı Velez’e döndü ve 15 golle ligin en skorer ismi oldu. Bianchi, 3 sene süren 2. Velez döneminde 159 maçta 85 gol attı ve O’nu Avrupali izleyicilere tanıtan Stade de Reims’e geri döndü. 1984-1985 sezonunda kariyerinin son 8 golünü atan Carlos, kramponları asma zamanının geldiğine karar verdi ve profesyonel futbolculuk hayatına nokta koydu.


Bianchi, kariyerinda çıktığı 562 lig maçında tam 393 gol attı ve FIFA tarafından 1. Liglerde en çok gol Arjantinli futbolcu seçildi. O böylelikle, 377 gol atan Di Stefano ve 292 gol atan Labruna gibi Arjantin futbolunun dev isimlerini geride bıraktı. Rio de la Plata’nın bu efsane isminin 14 milli maçta 7 kez rakip fileleri sarstığını da notlarımıza düşelim.


Teknik adamlık

Bianchi teknik direktörlüğe ilk adımı, futbolu bıraktığı Stade de Reims’i 1984-1988 yılları arasında çalıştırarak attı. Sonraki iki sezondaki durakları ise Nice ve Paris St. Germain’di.


1993’te artık bir idol olduğu Velez’le 3 lig, 1 Libertadores Kupası, 1 Interamericana Kupası ve bir Dünya Kıtalararası Şampiyonluğu kazanan Bianchi, Arjantinli spor yazarı Hugo Morales’ten ‘El Virrey’ lakabını aldı. Takma isimlere dolu Arjantin futbolunda her lakabın enteresan bir hikâyesi vardır, Bianchi’ninki de bir hayli sıradışı:


Buenos Aires’in liman mahallelerinden biri olan Liniers, Bianchi’nin sayısız başarılar yaşattığı Velez Sarsfield’e ev sahipliği yağıyor. Bu bölge, 1800’lü yılların başlarında Rio de la Plata Naipliği’ne bağlıydı. (El Virreynato del Rio de la Plata). Bianchi de Liniers’ın “Virrey”i yani “Naip”iydi. (Bu yazıyı kaleme almadan önce Dumas romanı okumadığım için bu kelime hakkında hiçbir fikre sahip değildim; TDK’ye yardımlarından ötürü teşekkür ederim.)



Avrupa’nın devleri böylesine parlak bir teknik adamı görmezden gelemezdi ve Roma, Arjantinlinin hizmetinden faydalanmak isteyen ilk kulüp oldu. Ancak Bianchi’nin 1996’da başladığı Roma kariyeri kısa sürdü ve ekonomik sıkıntılar yaşayan İtalyan kulübünde başarılı olamayan ‘El Virrey’, sezon sonlarına yaklaşılırken kovuldu.



İtalya’da geçirdiği kötü günleri 1998’de Boca’nın başına geçerek unutmak isteyen Bianchi, yeni takımının Dünya’nın en büyük kulüplerinden biri olmasında önemli rol oynadı. Buenos Aires’in Cenevizlileri ile 3 senede iki lig, iki Libertadores ve Real Madrid önünde alınan bir Dünya Kıtalararası Şampiyonluğu kazanan Bianchi, Arjantin’in en saygıdeğer teknik direktörlerinden biri olmuştu.




2001’de Boca’dan ayrılan Naip Efendi, çok sevildiği Bombonera’ya 2003-2004 sezonu başında geri döndü. Bir sezonluk 2. Boca döneminde bir lig, bir Libertadores ve bir de Dünya Kıtalararası Şampiyonluğu kupası kazanan Bianchi, Boca’nın futbol dünyasındaki şöhretini devam ettirdi.


Bianchi’nin Boca’dan ayrılıkları 2001’de Bayern Münih’e, 2004’te Once Caldas’a karşı kaybedilen finallerden sonra gerçekleşti. 2001’deki istifası hakkında taraftarlara ve kulüp üyelerine herhangi bir açıklama yapmadı ancak Arjantin’deki birçok kaynak, kulüp yönetiminin fazla sayıda as oyuncunun Avrupa’nın yolunu tutmasına izin vermesini ayrılık sebebi olarak gösterdi.



2004’te emekliliğe ayrıldığını açıklayan ancak 2005-2006 sezonunda Atletico Madrid’in idari menajerlik teklifini reddedemeyen Bianchi, Madrid’in ‘öteki’ büyüğüyle istenilen sonuçları alamadı ve ülkesine geri döndü.


Meşin yuvarlaktan uzak kalamayan ‘El Virrey’, yeşil saha maceralarından sonra spor gazetecisi ve televizyon yorumcusu olarak çalışmaya devam etti. Bu yeni mesleklerin Bianchi’ye sağladığı en büyük avantaj, kendisinin de belirttiği gibi, ailesine daha fazla zaman ayırabilmesi oldu. Tüm bunlar olup biterken başarılı futbol adamına duyulan ilgi azalmamıştı. 2007’nin sonlarında Boca Juniors’un teknik direktörlük teklifini reddeden ancak Carlos Ischia’yı eski takımına öneren Bianchi, 2008’de kariyerinin en prestijli pozisyonuna getirilmek üzereydi. 2010 Dünya Kupası Elemeleri’nde başarısız sonuçlar alan Arjantin’de Alfio Basile’nin kovulmasından sonra tüm ülke yeni milli patronun Carlos Bianchi olacağını düşünüyordu. Ancak Diego Maradona’nın tanrısal ünü, Bianchi’nin kariyerinin önüne geçti ve Arjantin’in en önemli koltuğu, ülkenin en sevilen isminin oldu. Maradona’nın “Bianchi’yi alt etmek Foreman, Tyson ya da Monzon’u yenmek gibidir.” demesi, Carlos Bianchi’nin ülkedeki saygınlığının altını bir kez daha çiziyordu.






Başını öne eğmeyen Bianchi, belki de kendisini milli takımın başın getirmeyen Arjantin Futbol Federasyonu’na bu işte ne kadar iyi olduğunu kanıtlamak için Boca Juniors’un –blogda detaylarını bulabileceğiniz- teklifini kabul etti. Velez, Roma ve ilk Boca macerasında asistanlığını yapan Ischia ile beraber Libertadores mücadelesi verecek El Virrey, bakalım Güney Amerika’nın en büyüğü olma başarısını etkileyici CV’sine -5. Kez- ekleyebilecek mi?






Hiç yorum yok:

Yorum Gönder